2 Mart 2015 Pazartesi

Asker Olmak



              Bir uzay gemisi dolusu yeşil uzaylı düşünün.Uzay gemileriyle turlarken kaza yapıp saçma bir gezegene düşmüş olsunlar. Sürekli bu yeni gezegenden bahsediyorlar. Bu gezegendeki yemeklerin kötülüğünden, gezegenlerindeki köftenin güzelliğinden, yatakların rahatsızlığından, bu yeni gezegenin zemininde yürümenin ne kadar can acıttığından, kaç gündür yıkanamadıklarından bahsediyorlar. 
             Kendi gezegenlerinin bambaşka yerlerinden gelip bu değişik ortamda zoraki bir birliktelik yaşayan bu uzaylılar aynı afeti paylaşmanın rahatlığıyla sürekli sohbet ediyorlar. Sanki az evvel deprem olmuş da dışarı kaçışmış gibiler. Kendi gezegenlerinde sizli bizli konuşurken, medeni bir şekilde tanışıp el sıkışırken burada lafa “la bu botlar da” diye başlıyor, saatlerce yeni gezegende giymek zorunda oldukları ayakkabılardan bahsediyorlar. 
             Bu zoraki misafirliğin belli bir evresinde kendilerinden bu yeni gezegen ile ilgili bir söz vermeleri isteniyor. Söz verdikten sonra düştükleri gezegenin başka bir yerine naklediliyorlar. 
Verdikleri söz aşağı yukarı şöyle: “Burayı en çok ben seviyorum, bu yüzden burası için öleceğim. En çok ben öleceğim. Koşa koşa ölüme gideceğim hem de bundan mutlu olacağım. Ölüme koşarak giderken o kadar mutlu olacağım ki beni öldürmeye gelenler beni manyak zannedecekler.Çünkü burayı sevmenin tek yolu kahkaha atarak ölüme koşmak” 
İşte böyle.

Alıntı (devrem ersin p.)